Basın bildirisi: “Almanya Federal Meclisinin Kararının Perde Arkası”…

13 İyun 2016 15:04

Xəbər 1443 dəfə oxunub

Günümüzde, tarihin belli bir döneminde bir arada yaşamak zorunda olan iki toplumdan birinin, çeşitli nedenlerle mağduriyetinden bahsetmesi moda anlayış haline gelmiştir. Mağduriyet iddialarının doğruluğunun araştırılmadan kabul gördüğüne de sıkça rastlanılmaktadır. Bu konudaki başarı, mağduriyetin gerçekliği ile ilgili olmayıp ne kadar gürültü çıkardığınıza ve sizi alkışlayanların güçleriyle ilişkilidir. Bu nedenle mağduriyet iddiasındakiler, alkışlayacak kesimi kendileri bulma arayışındadırlar. Dünya milletler mücadelesine bu gözle bakıldığında, benzeri birçok olayla karşılaşılacaktır. Bu olaylar analiz edildiğinde ağlaması gerekenlerin ağlamayı beceremediği, haksız ve saldırgan olanın yine aynı pişkinlikle arsızlığı sürdürdüğü ve onu alkışlayanlarla kol kola hareket ettikleri görülmektedir. Bu nedenle çevremizde meydana gelen bu gibi gelişmeleri politik psikoloji metotlarına göre değerlendirmemiz gerekmektedir. Konumuzu, Ermeni Diasporası tarafından Türklere ve Türkiye Cumhuriyetine yöneltilen asılsız iddialar açısından sınırlandırarak değerlendirirsek şu tespitleri yapmamız mümkündür;

-Ermeni Diasporası; Osmanlı-Rus savaşlarında ve Birinci Dünya Savasında Ruslara destek olmaları karşılığı kendilerine vatan olarak vaad edilen toprakları elde edemediklerinden dolayı, buna engel olan güce karşı şiddetli öfke ve intikam duygusu içinde yaşamaktadırlar.

-Osmanlıların, Ermenilerin bir bölümünün yerleşim alanlarını haklı olarak değiştirme mecburiyetinde kalması, onlar açısından ikinci büyük bir travma geçirmelerine neden olmuştur.

– Geçirilmiş trâvmaları ve Türk milleti ile Devletine karşı duydukları nefret; geniş bir coğrafyada yaşamaktan dolayı ulusal kültürlerinden uzaklaşmanın yarattığı kendi milletine yabancılaşma ve milli kimliklerini koruma vasıtası olarak kullanılmaktadır.

1965 yılından itibaren hızla artan ve günümüze dek ulaşan Türkiye’ye ve Türklere yönelik soykırım iddialarını bu açıdan değerlendirmek gerekmektedir. Özellikle bir avuç Ermeni nüfusunun oyunu kazanmak uğruna yalana ve çarpıtmaya dayanılarak yapılan politik oyunlar; yüce Türk milletini topyekün yargılama ve dünya kamuoyu zihninde “soykırım suçunu işleyen caniler” durumuna getirme noktasına ulaşmıştır. Etik anlamda hiçbir kural tanımayan bu gayretlerin; tarihi değiştiremeyeceği bilinmekle birlikte, coğrafya gereği bir arada yaşamak zorunda oları iki ulusun arasına anlamsız nifak tohumları ekeceği aşikardır. Burada bahsedilen Ermenilerden kasıt, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kendi örf, adetlerini ve dinlerini özgürce yaşayan Ermeni asıllı Türk vatandaşları değil: açlıkla karşı karşıya bulunan Ermenistan topraklarından fiziken ve ruhen çok uzakta bulunan diaspora Ermenileri ve oy avcılığı uğruna halkını boş ve tehlikeli emeller uğruna peşinden sürükleyen fırsatçılardır. 1880’li yıllarda başlayan özellikle birinci dünya harbi sırasında yoğunlaşan Rusya, Fransa, İngiltere ve İtalyan müttefik kuvvetleriyle eğitilen Ermeni militanları ve bunlar arasında Daşnak ve Hınçak terroristleri yıllarca memleketdaşlık yapmış komşu ve arkadaşları  olan 1000 yıldan beri kendilerine hürriyet,eşitlik ve özgür vatandaşlık sunan Türk halkı  üzerinde ifadesi bile güç katliam, suikast ve tedhiş girişiminde bulunmuşlardır. Osmanlı Devletini parçalamak isteyen emperyalist güçlerin oyununa gelen vatan haini Ermeniler; Türklere savaş hattında ve savaş hattı gerisinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde milyonlarca masum sivil Türk’ü boğazlayarak katletmişlerdir. İşte bu tarihsel süreç içerisinde maalesef hadisenin tarihsel, siyasi, politik ve dini tarafları göz ardı edilerek Diaspora tarafından yaratılan sahte mağduriyet havasının etkisinde kalan bir çok ülke parlementoları tarafından 1915 yılında yaşananlara atfen Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyetinin öncesini teşkil eden Osmanlı Devleti’ne soykırımcı yaftası yapıştırılmaya çalışılmıştır. Bu sürecin son halkasını geçtiğimiz günlerde dost ve müttefik ülke olarak bilinen Almanya Federal Meclisi tarafından alınan ve 1915 yılında Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığına dair akıl, izan ve insaf dışı karar oluşturmuştur. Bu kararın; iddia edilen dönemde Osmanlı Devletinin Birinci Dünya savaşında birlikte saf tuttuğu ve dönemin Ermeni Çeteleri tarafından çok geniş Alana yayılan eylemlerinden hareketle çok radikal tedbirler alınmasını önerecek kadar sert olan, onun da ötesinde İkinci Dünya Savaşında yüzbinlerce Yahudinin ve milyonlarca insanın ölmesine neden olan ve tescilli yegane soykırımcı ülke olan Almanya’nın günümüz parlementosu tarafından alınmış olması hadiseyi daha taı komik hale getirmektedir. Gerek ALmanya Federal Meclisi tarafından alınan son mesnetsiz kararı ve gerekse daha once benzer kararları alan diğer ülke parlementoları ve dolayısıyla soykırım iddiasında bulunan diaspora Ermenileri ve onların hamisi olan güçler acaba yakın geçmişte yaşanan Hocalı katliamını nasıl adlandıracaklardır? Karabağ’da yakılan, yıkılan köyleri hangi mantıkla izah edeceklerdir? Alman Parlementosu tarafından alınan ve izan ve insaftan yoksun olan bu son karar; kuşkusuz Büyük Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyetine en küçük bir menfi etki yaratamayacaktır. Tarihçilein karar vermesi gereken asılsız iddiaları parlementolarda karar bağlamak suretiyle mesafe aldıklarını zanneden güruh bilmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti kimliği ve bayrağı altında yaşayan bütün kesimler bu gelişmelerden ciddi şekilde rahatsızlık duymaktadırlar. Öyle ki; ALmanya tarafından alınan bu son karar; Türkiyeli olmakla gurur duyan, kin ve nefretten uzak durma çabasında olan ve diasporanın şerefsiz emellerine alet olmamak için çaba gösteren değerli Türk Ermeni cemaatinin de üzülmesine neden olmuştur. Ümit ederiz ki hiçbir millet ne şimdi ve nede gelecekte böyle bir kalleş ihaneti yaşamasın. İnsanlık; Türklerin geçmişte yaşadığı bu vahim olayları tarafsızca öğrenmeli ve ders almalıdır. Ve insanlık; gelecek nesillerin bu vahim olayları yaşamaması için  emperyalist güçlerin oyuncağı olan vatan haini katil Ermenilerin sahtekarlık ve düzenbazlık uydurmalarını  dikkate alarak  değil, tarafsız ve önyargısız olarak gereken tedbirleri almalıdır. Tarihin tarihçiler tarafından tartışılması gerektiği evrensel gerçeğinden hareketle; gerek Türkiyede yaşayan değerli Türk Ermeni Cemaatinin ve gerekse Ermenistan’da ekonomik zorluklar içerisinde yaşam mücadelesi veren Ermeni toplumunun herhangi bir derdine derman olmak yerine kendi maddi çıkarlarını ön planda tutan, özel amaçlarını yaşatmayı her şeyin üstünde gören diasporanın asılsız bir takım iddia ve söylemlerinin; herşeyden önce buna itibar edenlerin yararına hiç bir şey kazandırmayacağına inanıyoruz. Türk Milletine asılsız bir takım iddialarla hakaret etme cür’etini gösterenlerin her zaman karşısında olacağımızı, tarihi gerçeklerin artık gizlenemeyeceğini, böylesi asılsız iddialara dayanan; kin ve nefretin tohumlarını yeşertmeyi amaçlayan söylemlerle duyarlı Türk Milleti olarak yılmadan mücadele edeceğimizi ifade etmek istiyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

 

 

Çin Devlet Başkanı ABD Başkanı ile bir araya geldi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, Pekin'de bir araya geldi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, başkent Pekin'deki Büyük Halk Toplantı Sarayı'nda Çin'i ziyaret eden ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. Şi, görüşmede, dünyanın yeni bir kavşağa geldiğini bildirdi. Şi, "Çin ve ABD, 'Tukidides Tuzağı'nı aşarak büyük ülkeler arasındaki ilişkiler için yeni bir model oluşturabilir mi? Küresel zorlukların üstesinden gelerek dünyaya daha fazla istikrar kazandırmak için birlikte çalışabilir mi? İki halkın refahına ve insanlığın geleceğine odaklanarak ikili ilişkiler için parlak bir gelecek yaratabilir mi? Bunlar, büyük ülke liderlerinin çağımız için birlikte cevaplaması gereken sorulardır" dedi. Çin ile ABD arasındaki ortak çıkarların anlaşmazlıklardan daha büyük olduğunu söyleyen Şi, iki ülkenin kendi başarılarının birbirleri için birer fırsat olduğunu ve istikrarlı Çin-ABD ilişkilerinin dünyanın yararına olduğunu belirtti. Şi, "Rakip değil, ortak olmamız gerekiyor. Karşılıklı olarak birbirimize katkı sağlayıp ortak refaha ulaşmalı, yeni dönemde büyük ülkelerin doğru şekilde bir arada yaşamasının yolunu açmalıyız" ifadelerini kullandı. Trump ile iki ülkeyi ve dünyayı ilgilendiren önemli konular üzerinde fikir alışverişinde bulunmayı temenni ettiğini aktaran Şi, "Başkan Trump ile ikili ilişkilerimizi iyi şekilde yönlendirmeye ve 2026 yılının Çin-ABD ilişkilerinde geçmişten geleceğe uzanan tarihi ve dönüm noktası niteliğinde bir yıl olmasını sağlamaya hazırız" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Şi Cinping, ticaret savaşlarında kazanan taraf olmayacağını vurgulayarak, Çin ile ABD arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin kazan-kazan temelinde geliştiğini kaydetti. Şi, "Anlaşmazlıklar ve sürtüşmelerin bulunduğu durumlarda, eşitlik zemininde istişare tek doğru tercihtir" açıklamasını yaptı.

May 14, 2026 11:35

Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile Astana temasları kapsamında önce ikili görüşme gerçekleştirdi, ardından heyetler arası görüşmeye başkanlık etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret düzenlediği Kazakistan'ın başkenti Astana'da temaslarını sürdürüyor. Sabah saatlerince Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından resmi törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından Tokayev ile ikili görüşmeye geçti. İki lider, baş başa görüşmenin ardından heyetler arası görüşmeye başkanlık etti. Heyetler arası görüşmede, Dişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşat Zorlu ve Binali Yıldırım da yer aldı. İki lider, baş başa görüşmenin ardından Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantısı'na katıldı. Toplantıda konuşma yapan Cumhurbaşkanı, "Geçtiğimiz günlerce idrak ettiğiniz Vatan Savunucuları Günü ve Zafer Bayramı münasebetiyle kardeşe Kazak halkını tebrik ediyorum. 15 Mart’ta yapılan referandumda halkın büyük desteğini alan yeni anayasanın Kazakistan’a hayırlar getirmesini gönülden diliyorum. Türkiye-Kazakistan ilişkileri, geliştirilmiş stratejik ortalık çerçevesinde her alanda ilerlemeye devam ediyor. Kıymetli kardeşimizle görüşmemizde ticaretten enerjiye, savunma sanayi işbirliğinden ulaştırmaya ve küresel meselelere pek çok konuda verimli bir görüş alış verişinde bulunduk. Teşkilatımızı kurumsal olarak güçlendirecek imkanları sağlama noktasında değerli kardeşimle mutabıkız. İnşallah önümüzdeki dönemi Türk dünyası yüzyılı yapacağız" ifadelerini kullandı. Görüşmede, Dişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşat Zorlu ve Binali Yıldırım da yer aldı.

May 14, 2026 11:04

Rusya Devlet Başkanı yeni füze sistemleri geliştireceklerini açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin stratejik nükleer kuvvetlerini modernize etmeye devam edeceklerini belirterek, mevcut ve gelecekteki tüm füze savunma sistemlerini aşabilecek yeni füze sistemleri geliştireceklerini açıkladı. Putin, Moskova Termal Teknoloji Enstitüsü’nün 80. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende konuştu. Enstitü çalışanlarının Rusya’nın savunmasına önemli katkılar sunduğunu belirten Putin, kurumun kara ve denizde konuşlandırılan katı yakıtlı nükleer füze sistemlerinin geliştirilmesinde öncü rol oynadığını söyledi. Putin, Topol-M, Yars ve Bulava-30 sistemlerinin Rusya’nın nükleer üçlüsünün temelini oluşturduğunu ifade etti. Geliştirilen mobil balistik füze sistemlerinin aktif görevde olduğunu belirten Putin, bu sistemlerin Ukrayna’daki savaşta da etkili şekilde kullanıldığını dile getirdi. Rus lider, stratejik nükleer kuvvetlerin güçlendirilmesine devam edeceklerini vurgulayarak, “Tüm modern ve gelecekteki füze savunma sistemlerini alt edebilecek, artırılmış savaş gücüne sahip füze sistemleri oluşturmaya devam edeceğiz” dedi. Rusya’nın dün kıtalararası balistik füze “Sarmat”ı test ettiği belirtilirken, Putin daha önce yaptığı açıklamada Sarmat’ın dünyanın en güçlü füze sistemi olduğunu söylemişti. Putin, füzenin 35 bin kilometreden fazla menzile sahip olduğunu ve isabet oranının iki kat artırıldığını ifade etmişti.

May 14, 2026 10:51

İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre…

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, düşmanların ülke ekonomisi üzerinde baskıyı artırarak kamuoyunda hoşnutsuzluk oluşturmak istediğini belirterek, üretici ve tüketiciyi koruyacak politikalar izlenmesi gerektiğini ifade etti. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre Pezeşkiyan, başkent Tahran'da ilgili bakanlar ve esnaf birliklerinin katılımıyla düzenlenen ekonomi konulu toplantıya katıldı. Toplantıda piyasalardaki son durum, fiyat dalgalanmaları, enflasyonla mücadele ve savaş koşullarında temel ürünlerin tedariki ile üretim sektörü ele alındı. Pezeşkiyan, burada yaptığı konuşmada, "Savaş koşullarında stokçuluğu, dağıtım ağının aksamasını ve kontrolsüz fiyat artışını önlemek için, üretimden tüketime kadar zincirin tüm halkalarının sürekli izlenmesi ve denetlenmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Toplumun birinci derece ihtiyaçlarının belirlenmesi, arz ile talebin dengeli şekilde yürütülmesi gerektiğini söyleyen Pezeşkiyan, bu şekilde ülke kaynaklarının verimli şekilde kullanılabileceği ve piyasa dengesinin korunabileceği değerlendirmesinde bulundu. Düşmanın kamuoyunda hoşnutsuzluk yaratma stratejisi ile hareket ettiğini söyleyen Pezeşkiyan, şunları kaydetti: "Mevcut durumda düşmanın en önemli hedeflerinden biri ekonomiyi bozmak ve insanların geçim kaynaklarına baskı uygulamaktır. Biz de toplumun gerçek ihtiyaçlarını karşılarken, üreticilerin kârını ve tüketici memnuniyetinin korunmasını sağlayacak şekilde hareket etmeliyiz."    

May 14, 2026 10:43

Abbas Arakçi: İsrail ile iş birliği yapmak affedilemez

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, savaş sırasında İsrail ile iş birliği yaptığı öne sürülen bölge ülkelerine sert mesaj verdi. Arakçi’nin açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaş sürecinde gizlice Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret ettiğinin ortaya çıkmasının ardından geldi. Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail ile İran’a karşı iş birliği yapan ülkelerin “hesap vereceğini” söyledi. İranlı Bakan paylaşımında, “Netanyahu, İran güvenlik birimlerinin uzun zaman önce liderliğimize ilettiği şeyleri artık kamuoyu önünde doğruladı” ifadelerini kullandı. Arakçi, “İran halkına düşmanlık etmek büyük bir kumardır. İsrail ile iş birliği yapmak ise affedilemez” dedi İsrail Başbakanlık Ofisi kısa süre önce Netanyahu’nun İran savaşı sırasında Birleşik Arap Emirlikleri’ne gizli ziyaret gerçekleştirdiğini açıklamıştı. Görüşmenin ardından İsrail’in BAE’ye Demir Kubbe hava savunma sistemi ve asker gönderdiği iddiaları gündeme gelmişti. Arakçi’nin açıklamalarının, savaş sürecinde İsrail ile yakın temas kurduğu öne sürülen Körfez ülkelerine, özellikle de BAE’ye yönelik mesaj olduğu değerlendirildi. İran yönetimi, savaş sırasında bazı bölge ülkelerinin İsrail’e lojistik ve güvenlik desteği verdiğinden şüpheleniyor. Tahran’ın son açıklamaları, Orta Doğu’daki diplomatik gerilimi daha da artırabilecek yeni bir çıkış olarak yorumlandı.  

May 14, 2026 10:31

Mücteba Hamaney: ABD hegemonyası sona erdi, yeni bir sayfa açılıyor

İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney, haftalar süren sessizliğin ardından Hürmüz Boğazı ve ülkenin nükleer ile füze programlarına ilişkin dikkat çekici bir açıklama yaptı. Devlet televizyonunda spiker tarafından okunan açıklamada Hamaney, İran’ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü savundu. Hamaney, “Bugün, dünyanın zorba güçlerinin bölgedeki en büyük askeri yığınağı ve saldırganlığından iki ay sonra, ABD’nin planlarındaki utanç verici yenilginin ardından, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı için yeni bir sayfa açılıyor” dedi. Açıklamada Tahran’ın Körfez bölgesinin güvenliğini sağlayacağı, “düşmanın su yolundaki suistimallerini” ortadan kaldıracağı ve boğazdaki yeni düzenin bölge ülkelerine ekonomik fayda sağlayacağı savunuldu. Hamaney’in açıklaması, Tahran’ın boğazda yeni bir geçiş ve ücretlendirme düzeni uygulamaya hazırlandığı şeklinde yorumlanıyor. İran bunu bölgesel egemenliğin bir parçası olarak sunarken, birçok ülke Hürmüz Boğazı’nı uluslararası bir su yolu olarak görüyor. Hamaney, açıklamasında İran’ın teknolojik kapasitesine de vurgu yaptı. “Nanoteknolojiden biyoteknolojiye, nükleer alandan füze programlarına kadar tüm modern kapasitemizi ulusal bir değer olarak koruyacağız” ifadelerini kullandı. İran lideri ayrıca, bu kapasitenin ülkenin kara, deniz ve hava sınırları gibi korunacağını belirtti. ABD, 13 Nisan’dan bu yana İran limanlarına giren ve çıkan tankerleri engellemeyi hedefleyen bir karşı abluka uyguluyor. İran da Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünü artırarak yanıt veriyor. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, ABD Başkanı Donald Trump üzerinde de baskı yaratıyor. Petrol ve benzin fiyatlarındaki artış, yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasi risk oluşturuyor. Trump’ın krize kısa vadede çözüm bulunmadığını kabul etmesi, petrol fiyatlarını 125 dolara yaklaştırdı.

May 5, 2026 16:03

Birleşik Arap Emirlikleri, Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü’nden çekildi

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), küresel enerji dengelerini sarsan adımlarına bir yenisini daha ekledi. Daha önce Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC+ üyeliklerinden ayrılacağını duyuran ülke, şimdi de Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü’nden (OAPEC) çekildiğini açıkladı. OAPEC tarafından yapılan yazılı açıklamada, BAE Enerji ve Altyapı Bakanı Süheyl el-Mezrui’nin, örgütün dönem başkanı Libya Petrol ve Gaz Bakanı Halife Receb Abdussadık’a gönderdiği resmi yazıyla çekilme kararını bildirdiği aktarıldı. Açıklamada, söz konusu kararın 1 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe girdiği ifade edildi. Uluslararası basında yer alan değerlendirmelerde, BAE’nin özellikle üretim kotalarından bağımsız hareket etmek istediği ve bu nedenle örgütlerden ayrıldığı belirtiliyor. Uzmanlara göre ülke, artan üretim kapasitesini sınırlayan kotalardan kurtularak piyasaya daha hızlı ve bağımsız şekilde müdahale etmeyi hedefliyor. BAE’nin uzun süredir günlük petrol üretimini artırmaya yönelik yatırımlar yaptığı ve bu kapasiteyi serbestçe kullanmak istediği de analizlerde öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Uluslararası basında yer alan değerlendirmelerde, BAE’nin özellikle üretim kotalarından bağımsız hareket etmek istediği ve bu nedenle örgütlerden ayrıldığı belirtiliyor. Uzmanlara göre ülke, artan üretim kapasitesini sınırlayan kotalardan kurtularak piyasaya daha hızlı ve bağımsız şekilde müdahale etmeyi hedefliyor. BAE’nin uzun süredir günlük petrol üretimini artırmaya yönelik yatırımlar yaptığı ve bu kapasiteyi serbestçe kullanmak istediği de analizlerde öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Enerji uzmanları, BAE’nin OPEC, OPEC+ ve OAPEC’ten peş peşe çekilmesinin, petrol piyasasında yeni bir dönemin habercisi olabileceğini belirtiyor. Bu adımın özellikle üretim koordinasyonunu zorlaştırabileceği ve OPEC’in küresel fiyatlar üzerindeki etkisini zayıflatabileceği ifade ediliyor. Öte yandan bazı analizler, kısa vadede piyasaya etkisinin sınırlı olabileceğini ancak uzun vadede daha rekabetçi ve parçalı bir enerji yapısının ortaya çıkabileceğini öngörüyor.      

May 4, 2026 15:36

Mücteba Hamaney: ABD’nin göstermelik üsleri kendi güvenliğini bile sağlayamaz

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin Pakistan aracılığıyla ABD'ye sunmuş olduğu 14 maddelik teklifle ilgili açıklamalarda bulundu. İran Devlet Televizyonuna göre Bekayi, "ABD tarafı, İran'ın önerdiği plan hakkındaki görüşlerini Pakistan tarafına iletmiştir. Söz konusu görüşler şu anda incelenmektedir." açıklamasında bulundu. Bekayi, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki mayınları temizleyeceği yönündeki iddiaları "14 maddelik önerisi savaşın sona erdirilmesine odaklanmıştır. Önerilen çerçeve öncelikle bir duraklama ve ardından 30 günlük bir süre zarfında ayrıntıların ele alınması üzerine kuruludur. Nükleer mesele bu maddelerde yer almamaktadır. İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki mayınları temizlemeyi taahhüt ettiği yönündeki iddialar, medyanın uydurmasıdır" şeklinde yalanladı. İran'ın, ültimatomla müzakere yürütmeyi temelde kabul etmediğini belirten Bekayi, olası bir anlaşmanın garantisinin ülkesinin sahadaki gücü olduğunu kaydetti. İran'ın Pakistan aracılığıyla ABD'ye sunduğu 14 maddelik teklife ilişkin bazı detaylar da ortaya çıktı.  İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansına göre Tahran, 14 maddelik teklifinde kırmızı çizgilerini vurgulamakla birlikte savaşın sona erdirilmesi için somut bir yol haritası önerdi. ABD'nin sunduğu 9 maddelik teklifte 2 aylık bir ateşkes talep edilse de  İran, kendi teklifinde konuların 30 gün içinde karara bağlanması gerektiğini ve ateşkesin uzatılması yerine "savaşın bitirilmesine" odaklanılması gerektiğini vurguladı. İran'ın teklifinde ABD ordusunun İran çevresinden çekilmesi, deniz ablukasının kaldırılması, Tahran'ın bloke edilmiş varlıklarının serbest bırakılması, ABD tarafından savaş tazminatı ödenmesi, İran'a yönelik birinci ve ikinci kademe yaptırımların kaldırılması ve Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi yer alıyor. Haberde ayrıca teklifin, İran'da karar alma mekanizmaları içinde değerlendirildiği ve gerekli izinler alınarak iletildiği de belirtildi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın müzakerelerde sunduğu teklifi incelediğini ve "kabul edilemez" bulduğunu açıkladı. İsrail basınına konuşan Trump, söz konusu teklife ilişkin "İran'ın yeni teklifini inceledim ve benim için kabul edilemez." ifadesini kullandı. Başkan Trump, gün içinde Truth Social adlı sosyal medya platformundaki hesabından İran'ın arabulucularla ilettiği teklifi inceleyeceğini belirtmiş, ancak İran'ın son 47 yıldır insanlığa ve dünyaya yaptıkları için henüz yeterince büyük bir bedel ödemediğini öne sürmüştü. Teklife ABD cephesinin vereceği resmi yanıt merakla beklenirken İran dini lideri Mücteba Hamaney, üstü kapalı olarak Körfez ülkelerini hedef almıştı. Hamaney, "ABD'nin göstermelik üsleri kendi güvenliğini bile sağlayamaz, bölgedeki Amerikanperestleri korumaktan ise çok uzaktır" demişti. Beyaz Saray ise ABD Kongresi'ne İran ile çatışmaların sonlandığına ilişkin bir mektup göndermişti. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'a gönderilen ve ABD Başkanı Donald Trump'ın imzasını taşıyan mektupta, "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir" ifadeleri kullanıldı ancak, savaşın henüz bitmekten çok uzak olabileceği de açıkça belirtildi. Mektupta, "ABD'nin İran rejimine karşı yürüttüğü operasyonların başarısına ve kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelik devam eden çabalara rağmen, İran'ın ABD ve silahlı kuvvetlerimiz için oluşturduğu tehdit önemli ölçüde devam etmektedir" ifadelerine yer verilmişti.

May 4, 2026 15:29

Mücteba Hamaney: Hürmüz Boğazı’nda yeni bir sayfa açılıyor

İran lideri Mücteba Hamaney, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nın geleceğinde ABD'nin olmayacağını savunarak, "Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor." ifadelerini kullandı. Hamaney, İran'da kutlanan "Ulusal Fars (Basra) Körfezi Günü" dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı. Basra Körfezi'ni "küresel ekonomi için hayati ve benzersiz bir su yolu" olarak nitelendiren Hamaney, ABD-İsrail'in saldırılarına işaret ederek, "Bugün, dünyanın zorbalarının bölgedeki en büyük askeri saldırısından ve Amerika'nın planlarının utanç verici bir şekilde yenilgiye uğratılmasından iki ay sonra, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yeni bir sayfa açılıyor." değerlendirmesinde bulundu. Bölgenin ABD ve yabancı aktörler olmadan parlak geleceğe sahip olacağını vurgulayan Hamaney, "Fars Körfezi ve Umman Denizi sularında komşularımızla aynı kaderi paylaşıyoruz ve binlerce kilometre uzaktan açgözlülükle kötülük yapan yabancıların, bu suların derinliklerinden başka bir yerde yeri yok." ifadelerini kullandı. İran lideri Hamaney, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nda yeni yönetim planına işaret ederek, şunları kaydetti: "Hürmüz Boğazı'nda yeni yönetimin hayata geçirilmesiyle İran, Fars Körfezi bölgesinin güvenliğini sağlayacak ve düşmanın bu su yolunu kötüye kullanmasına son verecektir. Hürmüz Boğazı'nda yeni yönetimin yasal kuralları ve uygulanması, bölgedeki tüm milletlere huzur ve kalkınma getirecek, ekonomik faydaları ise milletimizi mutlu edecektir." Hamaney, İran'ın nükleer ve füze teknolojileri dahil bilimsel kazanımlarını "ulusal sermaye"" kabul edeceğini de vurgulayarak, bu kazanımları deniz, kara ve hava sınırları gibi koruyacaklarını dile getirdi.xeber100.com

May 1, 2026 14:36

Ukrayna cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda

Pazar günü yapılan Ukrayna cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda oyların yüzde 73'ünü alarak cumhurbaşkanı seçilen ünlü komedyen Vladimir Zelenskiy'nin film şirketinde, usulsüzlük iddiasıyla inceleme başlatıldı.Pazar günü yapılan Ukrayna cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda oyların yüzde 73'ünü alarak cumhurbaşkanı seçilen ünlü komedyen Vladimir Zelenskiy'nin film şirketinde, usulsüzlük iddiasıyla inceleme başlatıldı.Zelenskiy'nin Kinokvartal adlı şirketinde inceleme başlatan Ukrayna Ulusal Yolsuzluklarla Mücadele Bürosu Müdürü Artyom Sıtnik, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, farklı sivil toplum örgütlerinden kendilerine gelen şikayetler üzerine inceleme başlattıklarını söyledi. Zelenskiy'nin geçen yıl devletten maddi yardım alarak çevirdiği 'Ben, sen ve onlar' adlı filmde sözleşmeye aykırı davrandığı şeklinde şikayetin olduğunu söyleyen Sıtnik, filmin, Ukrayna Devlet Sinema Ajansı ile yapılan sözleşmeye aykırı olarak, Ukraynaca yerine Rusça olarak çekildiğini, daha sonra Ukraynaca dublajının yapıldığını ifade etti. Artyom Sıtnik, konuyu mahkemenin karara bağlayacağını dile getirdi.Diğer taraftan, Zelenskiy'nin danışmanları yaptıkları açıklamada, Zelenskiy'nin göreve başlamasından sonra ilk olarak, yolsuzlukla mücadele kurumlarının yeniden yapılandırılacağını belirttiler.Zelenskiy'nin resmi olarak bir ay içinde göreve başlaması bekleniyor. Bu süre içinde, şimdiki Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, görevine devam edecek. Zelenskiy'e yakın çevreler, Poroşenko'nun bir taraftan Ekim ayında yapılması planlanan parlamento seçimlerine yönelik kampanyalara giriştiğini, diğer taraftan da Zelenski göreve başlamadan önce onu zor durumda bırakacak icraatlar uygulamaya çalıştığını öne sürüyor.

Aprel 26, 2019 14:26

Türkiye, Rusya ve İran ABD’nin kararına tepki gösterdi

Suriye konulu toplantıda bir araya gelen Türkiye, Rusya ve İran, toplantının sonuç bildirgesinde ABD'nin Golan Tepeleri kararına tepki gösterdi.Türkiye, Rusya ve İran, Kazakistan'ın başkenti Nur Sultan'da düzenlenen 12. garantörler toplantısında, ABD'nin işgal altındaki Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanıma kararını kınadı.Toplantının 2. gününde taraflar nihai bildiri üzerinde uzlaşmak için ikili ve üçlü toplantılar düzenledi.Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhtar Tleuberdi, Türkiye, Rusya, İran, rejim ve muhalefet heyetinin bir araya geldiği ana oturumda kapanış bildirisini okudu.Bildiride tarafların Suriye'nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine bağlılıkları vurgulanarak, bu ilkelere evrensel olarak saygı duyulması gerektiği, kim tarafından, ne tür eylemlerle olduğu fark etmeksizin bu ilkelerin baltalanmaması gerektiğinin altı çizildi.Ortak bildiride, "Bu bağlamda (Garantör ülkeler) ABD yönetiminin işgal altında bulunan Golan Tepeleri'nde İsrail'in işgalini tanıyarak, uluslararası hukuku, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 497 sayılı kararını vahim biçimde ihlal eden ve Ortadoğu'da barış ve güvenliği tehdit eden kararını şiddetle kınadı." ifadesi kullanıldı.Komşu ülkelerin ulusal güvenliğini hedef alan ayrılıkçı gündemlere karşı ortak duruş sergileneceği ifade edilen bildiride, Suriye'nin kuzeydoğusundaki durumla ilgili istişarelere devam edileceği, bu anlamda bölgedeki güvenlik ve istikrarın ancak Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı duyularak sağlanabileceği vurgulandı.  

Aprel 26, 2019 14:15